19/10/2009 - inatçı düşlerimde sen varsın

inatçı düşlerimde sen varsın
Gözyaşlarımın tuzu kadar acı bir haz var yüreğimde. Sakin uçurum kenarları, düşsem kıyamet sesi olacak sanki, Taşıdığım yükleri boşaltıyorum bir adanın kenarında; Engin mavilikle kayboluyor kimsesiz geçmişim ağlayamıyorum eskisi kadar hıçkırarak, Sarhoşluğuma sığınıyor utangaç gözyaşlarım. Döküyor mu bir bir sırlarını yârin avuçlarına söz yaşlarım? ağlamak istiyorum yarr !! Çocukken düştüğümde dizlerim kanardıya; anneme seslenirdim avutsun diye, Çocukluğumdaki özgürlüğümde haykırmak istiyorum. Bu sefer sana koşarak, gelmek istiyorum avut beni; Elinden ekmeği düşen çocuk değilim yarr!! Yüreğimdeki tüm sızılara merhem ol. Uykularımı bölen karabasanlarla kan ter, inatçı düşlerimle sen varsın derinlerimde. Ağlayarak kaçıncı fırlayışım yatağımdan, Kaçıncı korkulu gece sensiz, kollarını özledim yarr!! Bu gözlerimin bulanıklığında kaçıncı satır bilemesin; Kaç hece hüküm aldı kalemimden MÜEBBET… Bak, yine sildim yaşlarımı aldım kalemimi yüreğime; İntihara meyilli cümleleri saklıyorum satır aralarımda. Kalabalık bir koğuş içindeki dilsiz tutsak benim sanki, lal oldum bu gece küslerine. Geri sayım başladı, gün sayıyorum düşlerimize…
Şehir girdap; düşüyorum yarınsız boşluklarda, Fırtınan bir hiç/dir İstanbul, yüreğimin yanında Kaçmak istiyorum; uzaklaşmak, ecelimin koynuna Ve gömülmek kimsesizliğimle… Üstüme örtülen kara toprağı eşelemeli biraz leş yiyenler Etlerimi parçala/dıkça unutur/um belki yüreğim/deki sızıyı Derinlerimde tarifsiz yokoluşlarım/dır kanay(t)an Ben tutunduğum kollarının yetimiyim. Hep bir kaçış sarılır ellerime; üşürüm… Ismarlama bir hayat daha ne kadar yürür bu yolu. Bana geç kalan mutluluk; dur, kaç/ma ! Gerçeklerim ve düşlerim sıkışmış köşe başlarına, Aldığım nefesi istiyor karanlıklar benden, Nefesim sen; tutun bana sıkıca… Düşme soluğumdan.. Oysa, nede sıkı tutundum ben aydınlığ(ın)a, varlığına.. Tut ellerimden, at/ma beni şehrin kuytularına . Sokaklar karanlık… Ürkütücü bu girdap… Kork(m)uyorum… Bilirsin çünkü ben alışkın(d)ım karanlıklarda yaşamaya… YALAANN !!! Yalan/cı cesaretlerim konuşuyor seninle yar.. En gerçek ya(la)nlarım konuşuyor… Anlamsız korkuların tutsağı olduğum bu gece de; Neyin korkusu bu uykularımı parçalayan? Gözyaşlarım neden söz dinlemiyor, neden asi.? Tut/amıyorum, sustur/amıyorum gözlerimin çığlıklarını… Elimden kayan nedir, bir gece ortasında, nedir bende çoğalan yada azalan… Sessizlik mi..? En korkunç karabasan.. Odamın duvarlarına asıyorum sessiz çığlıklarımı, Sessizliğin gürültülü korkunçluğundan, kaçamıyorum ne yapsam… Çocukluktan kalan yetimliğimle yakalanıyorum bu gece… Kaybolurken büyük girdabın içinde, kayıp suretlerce; Uzaklaşan neydi benden..? Aşinası olduğum bir suret mi..? Aşığı olduğum bir yürek mi…? Geç kalmışlığım; gözlerini mahrum etme,benden gitme… Yokluğun/da asma/zmıyım düşlerimin ipine kendimi? Kaç intihar varsa, almaz mıyım odamdan içeri? Ezgin ve çaresiz… Nede aciz bu gece bedenim, Düş(üş)lerdeyim… Korkularımı büyütüyorum ve ben küçülüyorum.. GEL..! Tut elimden sevgili/m Bir mum yakalım karanlık şehrin meydanında. Kurşuna dizelim seninle ara sokaklarda geçmişi/mizi Anarşist bir sevdayla,ateşe verelim tüm şehri… GEL..! Geceyi yakalım aşkın aydınlığında… Korkuyorum karanlık/larda(n)… GEL…! Düşlerimi sensiz ellere emanet verme; boğuluyorum yar, şehrin karanlık girdabında … Zelal arabesk bir hikaye okurum bu gece 
Bir bebeğin kokusunu özler gibi özledim ölüm seni… göz yaşım akmadı bir damla.içten kanadım ilk defa Arabesk bir hikaye okur gibiydim . gecenin çığlıklarını dinledim, kendi çığlıklarıma karışmış Ayıramadım !hangisi daha çok acı çekiyordu bilemedim Zaten bir bilinmez meçhulde değilmiydim,ne bekliyorum yaşama dair ne kaldı avuçlarımda bir damla gözyaşımdan başka Şimdi hangi kapı açık ,hangileri kapalı bana Kime güveneceğim, hangi dost kolda ağlarım bir daha en yakının sırt döner gün olur,boşa kürek çektirirsin onada Bir lüzümsuız yaşam içinde,tesadüfen doğmuş mecburen yaşıyorsun gecelerin yalnızlığına sarılırsın ,kendi yalnızlığını unutabilirsen hangi acını geride bırakır, hangi mutluluğa kucak açarsın Acılı şarkılar mı sarar yaranı,umurunda değilsin kimsenin artık anla şizofren bir kimlikle dolaşma ortalarda, ya sevmeyi öğren yada yaşama gecelere ölüm yüklersin ,intiharları özlersin, saklandığın karanlık odanda Ama hiç bir şeyi beceremediğin gibi beceremezsin onuda Ne güller yeşerir ne karanfil kokar koynunda, isyankar olursun sonunda allaha Susmalara yüklediğin suçundu,sus şimdi çığlık çığlığa ödülündür mutsuzluk al sakla en gizli sandıkta yada as kendinle birlikte, yağlı bir urganın ucuna sen aldın boyunun ölçüsünü yaşamakdan yana Kanında dolaşır karanlık,aydınlığa haramdır yolların mum yakma boşuna bir rüzgar çıkar nasıl olsa , söndürür anında ,çırpınma boşuna Göz yaşların boştu hep, sakın unutma, şimdi ağlamak istesen de kan reva Ey ölüm!!! bu böyle gitmez sobeleyeceğim seni, bir gece yarısı saklandığın o kuytuda Sen bulmadan ben bulacağım seni korkmadan,ağlamadan, ardıma bakmadan gireceğim o soğuk toprağın altına ,kimsenin sahte gözyaşlarına aldırmadan sarılacağım ,sen kokan o soğuk örtüye,ben zaten gelindim her karışına bir ikindi vaktinde ,kıyar bir hoca ebedi bir nikah kağıda değil soğuk bir toprak parçasına…. Düğün günü gelirsiniz toplanırsınız başıma 16 yaşımda değilim artık,! anlarım düğünün hasından ve gelin olurum yeniden bir düğün ki en havalısından farklı olur belki bu defa, ama , anam yine ağlar gelin kızının ardında ağlama be ana ,çocuk değil sarı kızın ,bu sefer en iyi seçimi yaptı meraklanma bu sefer süslü olmayacak gelinliğim, üzerimde eskiyecek nasıl olsa çocukken düşlerini kurduğum gelinliğimi,çıkarmam bir daha ahh ölüm ! görür gibiyim ikimizi kolkola.sen nede yakıştın toprağın kızına yani bana...
|