yürekten dökülenler

8/11/2009 - KARA GÖZLERİNDEN BİR DAMLA YAŞ DÜŞMESİN

Kategori: siir
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/10/2009 - inatçı düşlerimde sen varsın

Kategori: siir



inatçı düşlerimde sen varsın


Gözyaşlarımın tuzu kadar acı bir haz var yüreğimde.
Sakin uçurum kenarları, düşsem kıyamet sesi olacak sanki,
Taşıdığım yükleri boşaltıyorum bir adanın kenarında;
Engin mavilikle kayboluyor kimsesiz geçmişim
ağlayamıyorum eskisi kadar hıçkırarak,
Sarhoşluğuma sığınıyor utangaç gözyaşlarım.
Döküyor mu bir bir sırlarını yârin avuçlarına söz yaşlarım?
ağlamak istiyorum yarr !!
Çocukken düştüğümde dizlerim kanardıya;
anneme seslenirdim avutsun diye,
Çocukluğumdaki özgürlüğümde haykırmak istiyorum.
Bu sefer sana koşarak, gelmek istiyorum avut beni;
Elinden ekmeği düşen çocuk değilim yarr!!
Yüreğimdeki tüm sızılara merhem ol.
Uykularımı bölen karabasanlarla kan ter,
inatçı düşlerimle sen varsın derinlerimde.
Ağlayarak kaçıncı fırlayışım yatağımdan,
Kaçıncı korkulu gece sensiz, kollarını özledim yarr!!
Bu gözlerimin bulanıklığında kaçıncı satır bilemesin;
Kaç hece hüküm aldı kalemimden
MÜEBBET…
Bak, yine sildim yaşlarımı aldım kalemimi yüreğime;
İntihara meyilli cümleleri saklıyorum satır aralarımda.
Kalabalık bir koğuş içindeki dilsiz tutsak benim sanki,
lal oldum bu gece küslerine.
Geri sayım başladı, gün sayıyorum düşlerimize…


bu şehir girdap

Şehir girdap; düşüyorum yarınsız boşluklarda,

Fırtınan bir hiç/dir İstanbul, yüreğimin yanında

Kaçmak istiyorum; uzaklaşmak, ecelimin koynuna

Ve gömülmek kimsesizliğimle…

Üstüme örtülen kara toprağı eşelemeli biraz leş yiyenler

Etlerimi parçala/dıkça unutur/um belki yüreğim/deki sızıyı
Derinlerimde tarifsiz yokoluşlarım/dır kanay(t)an

Ben tutunduğum kollarının yetimiyim.

Hep bir kaçış sarılır ellerime; üşürüm…

Ismarlama bir hayat daha ne kadar yürür bu yolu.

Bana  geç kalan mutluluk; dur,  kaç/ma !

Gerçeklerim ve düşlerim sıkışmış köşe başlarına,
Aldığım nefesi istiyor karanlıklar benden,

Nefesim sen; tutun bana sıkıca… Düşme soluğumdan..

Oysa, nede sıkı tutundum ben aydınlığ(ın)a, varlığına..

Tut ellerimden, at/ma beni şehrin kuytularına .

Sokaklar karanlık… Ürkütücü bu girdap… Kork(m)uyorum…

Bilirsin çünkü ben alışkın(d)ım karanlıklarda yaşamaya…

YALAANN !!!

 

 

Yalan/cı cesaretlerim konuşuyor seninle yar..

En gerçek ya(la)nlarım konuşuyor…

Anlamsız korkuların tutsağı olduğum bu gece de;

Neyin korkusu bu uykularımı parçalayan?

Gözyaşlarım neden söz dinlemiyor, neden asi.?

Tut/amıyorum, sustur/amıyorum  gözlerimin çığlıklarını…

Elimden kayan nedir, bir gece ortasında,

nedir bende çoğalan yada azalan…

Sessizlik mi..? En korkunç karabasan..

Odamın duvarlarına asıyorum sessiz çığlıklarımı,

Sessizliğin gürültülü korkunçluğundan, kaçamıyorum ne yapsam…

Çocukluktan kalan yetimliğimle yakalanıyorum bu gece…

Kaybolurken büyük girdabın içinde, kayıp suretlerce;

Uzaklaşan  neydi benden..?

Aşinası olduğum bir suret mi..?

Aşığı olduğum  bir  yürek mi…?
Geç kalmışlığım; gözlerini mahrum etme,benden gitme…

Yokluğun/da asma/zmıyım düşlerimin ipine kendimi?

Kaç intihar varsa, almaz mıyım odamdan içeri?

Ezgin ve çaresiz…

Nede aciz bu gece bedenim,

Düş(üş)lerdeyim…

Korkularımı büyütüyorum ve ben küçülüyorum..

 

GEL..!

Tut elimden sevgili/m

Bir mum yakalım karanlık şehrin meydanında.

Kurşuna dizelim seninle ara sokaklarda geçmişi/mizi

Anarşist bir sevdayla,ateşe verelim tüm şehri…

GEL..!

Geceyi yakalım  aşkın aydınlığında…

Korkuyorum karanlık/larda(n)…

GEL…!

Düşlerimi sensiz ellere emanet verme;
boğuluyorum yar, şehrin karanlık girdabında …

 

Zelal           

arabesk bir hikaye okurum bu gece

 

 

Bir bebeğin kokusunu özler gibi özledim ölüm seni…
göz yaşım akmadı bir damla.içten kanadım ilk defa

Arabesk bir hikaye okur gibiydim .
gecenin çığlıklarını dinledim, kendi çığlıklarıma karışmış

Ayıramadım !hangisi daha çok acı çekiyordu bilemedim

Zaten bir bilinmez meçhulde değilmiydim,ne bekliyorum
yaşama dair ne kaldı avuçlarımda bir damla gözyaşımdan başka

Şimdi hangi kapı açık ,hangileri kapalı bana

 Kime güveneceğim, hangi dost  kolda  ağlarım bir daha
en yakının  sırt döner gün olur,boşa kürek  çektirirsin onada

 Bir lüzümsuız yaşam içinde,tesadüfen doğmuş  mecburen yaşıyorsun
gecelerin yalnızlığına sarılırsın ,kendi yalnızlığını unutabilirsen
 hangi acını geride bırakır,  hangi mutluluğa kucak açarsın

Acılı şarkılar mı sarar yaranı,umurunda değilsin kimsenin artık anla
şizofren bir kimlikle dolaşma ortalarda, ya sevmeyi öğren yada yaşama
gecelere ölüm yüklersin ,intiharları özlersin,  saklandığın karanlık odanda

Ama hiç bir şeyi beceremediğin gibi beceremezsin onuda

Ne güller yeşerir   ne karanfil kokar koynunda, isyankar olursun sonunda allaha

Susmalara yüklediğin suçundu,sus şimdi çığlık çığlığa
 ödülündür mutsuzluk al sakla  en gizli s
andıkta
yada  as kendinle birlikte,  yağlı bir urganın ucuna
sen aldın boyunun ölçüsünü yaşamakdan yana

Kanında dolaşır karanlık,aydınlığa haramdır yolların mum yakma boşuna
bir rüzgar çıkar nasıl olsa  , söndürür anında ,çırpınma boşuna

Göz yaşların boştu hep, sakın unutma, şimdi ağlamak istesen de kan reva

Ey ölüm!!!
bu böyle gitmez  sobeleyeceğim seni, bir gece yarısı saklandığın o kuytuda

Sen bulmadan  ben bulacağım seni  korkmadan,ağlamadan, ardıma bakmadan
gireceğim o soğuk toprağın altına ,kimsenin sahte gözyaşlarına aldırmadan
sarılacağım  ,sen kokan o soğuk örtüye,ben zaten  gelindim  her karışına

bir ikindi vaktinde ,kıyar bir hoca  ebedi bir nikah

kağıda değil soğuk bir toprak parçasına….

Düğün günü gelirsiniz toplanırsınız başıma

16 yaşımda değilim artık,! anlarım  düğünün hasından

ve gelin olurum yeniden   bir düğün ki  en havalısından

farklı olur belki bu defa, ama , anam yine ağlar  gelin kızının ardında

ağlama be ana ,çocuk değil sarı kızın ,bu sefer en iyi seçimi yaptı meraklanma

bu sefer süslü olmayacak gelinliğim, üzerimde eskiyecek nasıl olsa

çocukken düşlerini kurduğum gelinliğimi,çıkarmam bir daha

ahh ölüm ! görür gibiyim ikimizi kolkola.sen nede yakıştın toprağın kızına

yani bana...

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/10/2009 - AĞLADIM

Kategori: siir
,


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/3/2009 - VARLIĞINI HİSSETMEK

Kategori: ask
Rüzgar bir tül gibi

Tenimi dolaşırken…

Uzaklardasın.

Seni hissedebiliyorum,

Sen de beni düşünüyorsun.

Dudaklarında bir gülümsemeyle.

Gözlerin parlıyor.

Hiç görmediğim ama ruhunu sevdiğim

Sen!

Bana öğretiyorsun,

Bir şeye sahip olunmadan da sevilebileceğini….

Yeni bir güne seninle uyanıp

Yokken varlığını hissetmek,

Yüreğimin coşkusunu

Gözlerime taşımak.

Mutluluk benim için,

Yoklukla varlık arasında

Yaşamak seni.

Buymuş.

Tatlı bir rüzgar esintisi gibi huzurluymuş.
 
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/3/2009 - SİZİ ÖZLEMESİNİ SAĞLAYIN

Kategori: ask
UZUN EVLİLİĞİN FORMÜLÜ: KISA AYRILIKLAR
Günümüz toplumunun başdöndürücü ritmleri yüzünden evlilikte krizler artık 7. yılda değil 3. veya 4. yılda başgösteriyor. Uzmanlar krizi atlatmak, ihanet ve kavgaları önlemek amacıyla çiftlere, her 2-3 yılda bir 1 ila 5 ay arası değişen sürelerle ayrı kalmalarını öneriyor.
Evlililiğinizi sağlam temellere oturtmak, eşinizle bir yastıkta kocamak mı istiyorsunuz? İşin sırrı 2-3 yılda bir birkaç aylığına ayrı kalmak.
İtalya'nın başkenti Roma'da faaliyet gösteren Miriam Tomponzi İnvestigation adlı şirketin yürüttüğü 'evlilikte sevgisizlik' konulu bir araştırmadan çıkan sonuçları inceleyen özel dedektifler ve psikologların tavsiyesi bu. Günümüz toplumunun başdöndürücü ritmleri yüzünden evlilikte krizler artık 7. yılda değil 3. veya 4. yılda başgösteriyor. Bu nedenle araştırmacılar her 2-3 yılda bir çiflere 1 ila 5 ay arası değişen sürelerle ayrı kalmalarını öneriyor.
Uzmanlara göre 'tedavi amaçlı ayrılık' mucizeler yaratıyor. 500 çift üzerinde yürütülen araştırmaya göre, vakaların yüzde 43'ünde sevgisizlik evlilikte dengeyi 30 aylık ortak yaşamdan sonra olumsuz etkilemeye başlıyor. Ve 4. yılda durum akut hale geliyor. Durum psikosomatik belirtilerle kendini gösteriyor: baş ağrısı, gribal sendromlar, asosyallik, eşe karşı saldırgan tutumlar, ufuktaki olası bir ihanetin ilk belirtileri. Psikologlar, bu durumda bir süreli ayrılığın birlikteliği yeniden sağlamlaştırmaya yarayabileceğini ileri sürüyor.Uzmanlara göre günümüzde artık kadınlar da en az erkekler kadar ihanet ediyor. Kadınların kazandıkları özgürlük, ekonomik bağımsızlık, rahatlık, özgüven ve modern toplumun kadına verdiği daha güçlü bir sosyal güç, kadın ihanetini kolaylaştırıyor. Erkek ihanetinin nedenleri de, eskiye göre farklı. Eskiden erkekler, toplumdaki erkek imajlarını güçlendirmek için aldatırken, şimdilerde daha çok sevgi veya cinsel tatminsizlik nedenleriyle evlilik dışı ilişkilere yöneliyor.
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hayata dair

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

MATEMATİK ÖĞRETMENİ RAGIP ŞAHİN
Asya EYLÜL
nurluhayat
prensessumeyye
ikra özgür
esracapaylasim
bolahenkk